23 Ağustos 2013 Cuma

MADAM BOVARY




MADAM BOVARY

Yazarı: Gustave Flaubert

Çeviren: Mustafa Bahar

Yayınevi: Kum Saati Yayınları

Sayfa Sayısı: 383



Vuuuvvv, kocasını aldatan kadın. Hem de 1800’lerde.

Toplum ahlakını bozduğu ve dini duygulara hakaret ettiği gerekçesiyle, yayınlandığı dönemde yasaklanmış bu kitap.


Emma Bovary, doktor kocası Charles ile dışarıdan bakıldığında normal bir evli çift gibi.

Ancak, Charles'ın karısını çok sevmesine karşılık Emma aynı duyguları paylaşmıyor.

Emma hayattan sıkılıyor. Kocasını sevmiyor. Ne istediğini de pek bilmiyor. Sebepsiz bir mutsuzluk içinde. O zamanlar "depresyon" daha bilinmiyor tabi ama Emma aslında depresyonda.

Charles’in annesi, gelininin bu huyuna neyin iyi geleceğini şöyle söylüyor oğluna :

Ne gerek senin karına biliyor musun? Zorlu işler, beden işleri. Başka birçokları gibi o da ekmeğini kendisi kazanmak zorunda olsaydı, kafasına doldurduğu yığın yığın düşüncelerden, başıboşluğundan ileri gelen bu keyifsizliğe düşmezdi.

Bak bunu doğru söyledi kaynana.

Benzetmek gibi olmasın ama kendimden örnek vereceğim.

İşim başımdan aşkınken ne mutsuzluğa, ne depresyona vakit kalıyor.

Ne zaman ki boşta kalıyorum, yapacak bir şey bulamıyorum, sevgilime sarıyorum. Sürekli onu arıyorum, neden beni hiç aramıyorsun, sen beni sevmiyorsun triplerine giriyorum. Ne salakça. Ama sevgiliciğim olayı çözdüğü için “Senin hep meşgul olmanı istiyorum. Hiç işlerinden başını kaldırama inşallah” diye kendine dua, bana beddua ediyor.


İçinde bulunduğu boşluk, Emma’yı başka aşk maceralarına sürüklüyor.

Önce Leon ile tanışıyor.

Ama Leon duyarlı davranıp, Emma’dan uzaklaşıyor. Başka şehre gidiyor.

Sonra Rodolphe giriyor Emma’nın hayatına. Emma ona deli gibi aşık oluyor. Leon’u unutuyor.

Gizli gizli Rodolphe ile buluşuyor.

Sonra kaçma planı yapıyorlar. Tam kaçacaklarına yakın, nerdeyse her şey hazır, sen tut Rodolphe vazgeç bu işten. Bir mektupla kadını terk et. “Sorun sende değil, bende” de.

Emma tabi bunun acısı ve gurur kırıklığıyla yataklara düşüyor üzüntüsünden.

Kocacığı da nasıl deli divane etrafında. Ona iyi gelsin diye yeni eşyalar mı almadı, hava değişikliği iyi gelir diye başka bir eve mi taşınmadı. Hayatta varsa yoksa karısı.

Emma zamanla iyileşiyor. Rodolphe artık geride kalıyor.

Bu arada Leon dönüyor. Emma onu görünce eski aşkı depreşiyor. Leon için de aynı şekilde.

Hop bu defa Leon ile kaçamaklar, otelde buluşmacalar.

Yalnız dev bir sorun daha var. Emma borca battıkça batıyor. Bir tefeciye bulaşmak durumunda kalıyor ister istemez. Bu herif de nasıl anasının gözü. Emma da zaten hesaptan kitaptan anlamıyor. Devasa bir borcun içine giriyor.

Bir yandan bu borcu ödemek için oradan buradan para toparlamaya çalışıyor, öbür yandan da işler Leon ile eskisi gibi gitmiyor. Battıkça batıyor. Para için nesi var nesi yoksa satıyor. Tüm bunları Charles’tan gizlemeye çalışmak da ayrıca yıpratıyor. Ama eninde sonunda Charles bu borçtan haberdar oluyor.

Emma, kendinden küçük gördüğü, aşağıladığı Charles tarafından küçümsenmeyi göze alamadığı ve ondan bundan borç para isterken düştüğü sefil durumlar yüzünden arsenik alıp intihar ediyor.

Kocası tabi yıkılıyor. Bir tane kız çocukları var. Emma zaten pek ilgi göstermiyordu ona ama baba kız perişan oluyorlar.

Charles, bir süre Emma’nın yasını tutuyor. Ta ki Emma’nın Rodolphe ve Leon’la yazıştığı aşk mektuplarını görünceye kadar.

Dev yıkım.

Ölüyor zaten daha fazla dayanamayıp.

Upps, sonunu söyledim.

 

3 yorum:

  1. Çoook eskiden okumuştum sen anlatınca hayal mayal hatırladım. nasıl yazmışlarsa asır geçse aradan gene ilgi çekiyor değil mi? Sevgi ve şansla kal.

    YanıtlaSil
  2. Ben de yıllar evvel okumuştum. Tamamen aklımdan çıktığını farkettiğim için yeniden okudum.
    Gerçekten de asırlar geçse de ilgi çekiyor hikayesi.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil