29 Mart 2015 Pazar

CANİSTAN



CANİSTAN

Yusuf Atılgan

2000

Yapı Kredi Yayınları - 11. Baskı - Nisan 2014

78 sayfa


Canistan, Yusuf Atılgan'ın ölümünden sonra yayınlanıyor. 

( Yusuf Atılgan'ın vefat yılı 1989. Kitabın basım tarihi 2000.)

Bitmemiş bir eser ama bu haliyle de gideri var.

Üç bölümden oluşuyor:

1. Duruşma

2. Yargıç

3. Tanık

Bir de 4. bölümü varmış, "Sanık" adında. Ama o kısmı yazmaya ömrü vefa etmemiş.

Bölümlere neden bu isimlerin verildiğini anlayamadım. Kitabın adının da nereden geldiğini anlayamadım.

*

1921 yılı 26 Haziran gecesi, Hacırahmanlı köyünün kuzeyinde Domuz Deresi'ndeki bağ damında Tokuç Ali minder üstünde uyuya kalan bir yaşındaki oğlunun üstüne bir çarşaf örterken damın önündeki tulumba yanında fener ışığında bulaşık yıkayan karısının bağırması ile elindeki çarşafı çocuğun üstüne düşürüp dışarı fırladığında, kapıdan çıkar çıkmaz ensesi ile karışık başına inen bir sopayla yüzü koyun yere kapaklandı."

Höh, ne uzun bir cümle ile başlıyor.

Ali'nin yere kapaklanmasına sebep olan, eski arkadaşı Selim.

Ali ve Selim, çocukken çok yakın iki arkadaşlar.

Selim ve ailesi Ali'lerin konağında çalışıyor.

Aralarındaki bu sınıf farkını Selim hissetmiyor. Ta ki bir eşek sikme mevzusu olana dek.

Offf, iğrenç bir kelime kullandım. Ama olan bu. 

Yazar tabi daha insan gibi anlatmış bunu, benim yaptığım gibi hayvanca değil.

"O gün körpe sıpayı düzmeye gittiğimizde beni kapıda bırakıp girdin dama. Önce kim girsin diye sormaz mı insan bir kere? O zaman bildim birden senin ağa oğlu olduğunu, beni horladığını. Sıpa senin malındı elbet." sf. 13

Konudan biraz sapacağım burada. Mevzu eşek becerme olunca (bak biraz daha insancıllaştım) bir kitap var, aklıma o geliyor. "Yazamadığım Romanın Öyküsü" Yurtdışında bir ülkede hayvan beceren bir Türk'ün yargılanması sürecini anlatıyor kitap. Sanık Türk'ün avukatı, eşek becermenin Türkiye'de bir gelenek olduğunu belirtip, buna dair deliller sunuyor. Arşivler falan. Böylece Türk beraat ediyor. İğrenç değil mi?

Romana dönüyorum.

Olaylar, Milli Mücadele döneminde geçiyor.

Selim de Yunanlara karşı mücadele ediyor. Gerekli para ve malzemeleri de köylerden, zenginlerden temin ediyor.

Ali'nin de evine para istemek için gidiyor. Yıllar sonraki karşılaşmaları böyle oluyor. 

Selim bu vesileyle geçmişteki hor görülmüşlüğünün intikamını almak istiyor.

Ali, parası olmadığını söyleyince Selim, onu konuşturmak için işkence ediyor. Göbeğine kızgın yağ döküyor, bacağını kırıyor.

En sonunda gerçekten parası olmadığına ikna olup gidiyor. Ali'yi, karısını ve çocuğunu orada öylece bırakıyor.

1. Bölüm burada bitiyor.

2. bölümde Selim'in hikayesini okuyoruz. Çocukluğuna iniyoruz.

Selim, çocukken Ali'nin kendisini hor gördüğünü düşününce çiftliği terkediyor. 

Başka bir çiftlikte çalışmaya başlıyor.

O çiftlikte de seviliyor, çalışkanlığıyla göz dolduruyor, fakat çiftlik sahibinin kızı mesele oluyor. 

Kız, üzüm toplamak için Selim'in yanına geliyor sık sık. Ancak kızın ağabeyi bu duruma kızıyor. Selim de buna bozulup ağabeye bir yumruk çakıp o çiftliği de terkediyor.

Bundan sonra çalışmaya başladığı çiftlik dul bir kadına ait. O kadının da bağını bahçesini çok güzel yapıyor. Sonra da o kadınla evleniyor.

Hayat tarlaların içinde, mahsullerle uğraşarak geçiyor gidiyor.

Bir heyecan, bir olay yok.

Ülke genelinde devrimsel yenilikler oluyor fakat Selim'in hayatına yansıyan pek bir şey yok. 

Onun hayatındaki yenilik karısının hamile kalması oluyor.

Fakat ne yazık ki kadın da bebeği de ölüyor.

Karısının ölümüne çok üzülen Selim, orayı da terkediyor.

Askere gidiyor.

Askerde Kadir diye biriyle tanışıyor. Yakın arkadaş oluyorlar.

Askerden kaçıyorlar.

Savaş bitene kadar gizleniyorlar. Savaş bitince ortaya çıkıyorlar.

Ama Yunan kuvvetleriyle mücadele devam ediyor.

Selim de tek başına Kara Murat gibi atılıyor bunların üstüne.

2. bölüm de bu şekilde bitiyor.

Bundan sonra da Kadir'in hayatı var.

Selim'inkine çok benzeyen bir hayat.

Yine bir dul kadınla evlilik.

Ve birlikte bağ bahçe işleri.

*

Çok güzel gidiyordu kitap. Akıcı bir kurgusu vardı.  Devam etse iyiydi. Nasıl bağlayacaktı acaba yazar kitabı? Nasıl bir son düşünmüştü?

Ali'nin hayatını anlatmayı düşünmüş olabilir miydi acaba?

Bence Ali'nin çocukluğu olacaktı son bölümde. Kitabın eksikliği bu. Selim gittikten sonra Ali neler yaptı, evliliği nasıl oldu, zenginken nasıl fakirleştiler?.. Bunlar anlatmaya değer şeyler değil miydi yani? 

Bölüm isimleriyle de bağlantılı olurdu.

Tam anlamadım dedim bölüm başlıklarını ama biraz düşününce şöyle bir tahminim var.

1. Duruşma: Bu bölümde Selim ve Ali karşı karşıya geldi.

2. Yargıç: Ali'nin hayatı Selim'in elindeydi. Onun kararıyla öldü.

3. Tanık: Bu olanlara Kadir tanık oldu. Bu bölümde de onun hayatı anlatıldı.

4. Sanık: Yargıç Selim ise, ortadaki sanık Ali demektir. Dolayısıyla bu bölümde anlatılsa anlatılsa Ali anlatılacaktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder