6 Nisan 2017 Perşembe

SİLAHLARA VEDA


SİLAHLARA VEDA

( A Farewell to Arms)

Ernest Hemingway

Türkçesi: Mehmet Harmancı

Bilgi Yayınevi

7. Basım - Eylül 2016

296 sayfa


Birinci Dünya Savaşı.

İtalya ordusunda bir Amerikalı. Teğmen Frederic Henry.

Henry, Hemşire Catherine Barkley ile tanışıyor bir arkadaşı vasıtasıyla. 

Aslında bu arkadaşı hoşlanıyordu Cahherine'den ama daha sonra Catherine ve Henry birlikte olmaya başladı.

Hemşire dedim ama asıl işi değil bu, savaş yılları gereği hemşirelik yapıyor Catherine.

Çok güzel ve melek gibi bir kadın.

Melek ötesi hatta. 

Henry'i çok seviyor ve bunu sık sık dile getiriyor. Sevgilim, aşkım... demekten imtina etmiyor.  

"Sevgilim, seni o kadar çok istiyorum ki, sen olmak bile istiyorum." sf.266

"Tanıdığın bütün kızlarla ben de birlikte olmak isterdim; sonra karşına geçip onlarla alay edebileyim diye." sf.266

Henry sıkılır, bıkar diye düşünmüyor. Sıkılırsa sıkılsın, bıkarsa bıksın, sağlık olsun... Böyle bakıyor.

Henry başta sevmediği halde sevdiğini söylüyor Catherine'e. Catherine anlıyor bunu.

"Beni seviyormuş gibi görünmek zorunda değilsin." diyor.

Ama Henry de zamanla seviyor.

Birbirlerine çok güzel, hiç bıkmadan aşk sözcükleri söylüyorlar. Sakınmıyorlar hiç sevgilerini dile getirmekten.

Yaralanıyor Henry bir bombayla. Arkadaşlarıyla otururken BOM!

Kahramanlık yaparken değil "peynir yerken uçtuk" diyor biri, doğru.

Ama yine de Henry'nin kahramanca gazi olduğu düşünülüyor.

Henry savaş esnasında cepheye ve hastaneye giderken Catherine de oradan oraya gidiyor.

Nihayet tekrar kavuşuyorlar.

El ele verip kaçıyorlar İsviçre'ye.

Catherine bu arada hamile. Ve hamile kaldığı için bin bir özür diliyor Henry'den. Başa bela olduğunu düşündüğü için.

İsviçre'de yakalanıyorlar ama kuzeniz, kış sporu için geldik gibi yalanlar söyleyip sıyrılıyorlar.

"Anlattıklarımızın tek kelimesine inanmadıklarını çok iyi biliyordum, saçma sapan şeylerdi ayrıca, ama bir mahkemede gibiydik. Mantıklı değil teknik bir şey gerekliydi ve bunu buldun mu da sımsıkı yapışmalıydın." sf.251

Catherine'in doğum sancıları tutunca hastaneye gidiyorlar. 

Henry çok tedirgin oluyor. Beklerken aklından bir sürü kötü şey geçiyor. 

"Ölmesin, Tanrım. N'olur ölmesin. Onun ölmesine izin vermezsen, ne istersen yaparım. N'olur, n'olur, Tanrım n'olur ölmesin o. Sevgili Tanrım, öldürme onu. Lütfen. N'olur, ölmesin." sf.294

diye dualar ediyor.

Ama...

*

Ne güzel bir aşktı. 

Çok sevdim.

Birbirlerine samimi olmalarını sevdim. Açıklar, dürüstler. Taktik maktik yok, bam bam bam.

*

Kitabın hüzünlü sonu ile ilgili "Silver Lining Playbook" filminde şu sahne var. Çok haklı bir tepki:





Altını Çizdiğim Satırlar

"Dünya, kıramayacağını öldürür. En iyiyi, en inceyi ve en yürekliyi taraf gözetmeksizin öldürür. Eğer bunlardan hiçbiri değilseniz, sizi yine de öldüreceğinden emin olabilirsiniz, ama bunun için hiç acelesi yoktur." sf.221

*

-İnsanlar akıllanmazlar yaşlandıklarında, daha dikkatli olurlar sadece..
-Belki de akıl budur.
-Çok çirkin bir akıl bu öyleyse.
sf.232

*

- Genç uluslar her zaman savaşı kazanırlar mı?
- Bir süre için öyle.
- Sonra ne olur?
- Yaşlı uluslar olurlar.
sf.233



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder